Posts

Içimde ki küçük kız çocuğu...

Bild
Üç ay olmuş yazmayalı... Tatil dönemi kısa bir gezi yorumu yazmanın harici,yine çok yazmak istemiş olsam da, hatta tabletimin şarjını hep dolu tutmama rağmen ,yazma arzusu gelmedi mi gelmiyor, nedendir?,niçindir?,bilemiyorum? Kafam da öylesine çok farklı düşünceler dolu dizgin olsa da, bazen de sosyal medyada bir yazı gördüğümde yada bir şarkı dinlediğimde, hemen kafamda yazıya dökebileceğim düşünceleri çağrıştırmış olsa da,bir çok düşünce varken bile, bir türlü düşüncelerimi, duygularımı yazıya dökemedim... Gelmedimi içimden gelmiyor,isteksizlik, tembellik,üşengeçlik, ertelemek, işte o her neyse... Ben de içim istemiyorsa vardır bir bildiği içimin diyerek, o düşünceyle içim isteyene kadar bekledim kendimi... Belki bir dönem sabah, akşam, her firsatta kafamdakilerin hepsini yazıya dökmemdendir bu isteksizlik bilinmez ... Herşey kendimizde başlıyor ve yine kendimiz de bitiyor, biliyoruz da kimi zaman ne başlatabiliyor, ne de bitirebiliyoruz... Bugün geldi içimden ve hemen yazmaya koyul...

Kendimle yüzleşmem !

Bild
Yarım asırlık bir hayata yaklaşırken, uzunca bir zamandır kendimi sorgulamalarım giderek arttı... Yaş aldıkca, 50 yaşıma ramak kalmışken, hergün artan bir sorgulama ile baş etmek hiç kolay değil. Dünyaya geldik ve dünyadan geçerken, birdenbire hızlanan bir tempoyla devam etmeye başladı, hayat, saatler, günler, aylar,seneler kovalıyor ardı ardına... Rabbim sağlıklı, huzurlu, mutlu,hayırlı bir ömür nasip etsin, yaşlılık için her daim duam, Allah akıl, beden ve ruh sağlığımızın bütününe sahip olarak yaşlanmayı nasip etsin.(AMİN ) Yaşadıklarıma dair nedenler, niçinler, sebepler arayışına girip, çıkıp duruyorum son zamanlarda... Belki bu yaşları tecrübe edenlerde de olmuştur. Bilmiyorum? Ben uzunca bir zamandır cevap arayışındayım. Kendimi tanıyamamaya başladım. Nerde herşeye olumlu bakan ben? Anı yaşamaya gayret eden ben? Gülümseyen, mutlu olmaya çalışan , herhangi bir sorunda " ne var ki bunda diyerek, her olaya iyi bakan , şükreden, ufak problemleri görmezden gelen ,büyük sorunlar...

Okyanusta bir damla olma gayreti...

Bild
Bu yazıyı Afrika , Uganda'dan dönüş yolunda uçakta yazıyorum. Hemen tüm yaşadıklarımızın etkisindeyken, unutmadan taze iken yazmak, aktarmak istedim sizlere. Afrika, Uganda'ya 2.defa gelişim ve belki nasipte varsa, daha bir çok defalar gelirim, çok da gelmek isterim. Özellikle bu gelişimizde iki defa ziyaret ederek, umut verdiğimiz, umut olduğumuz 400 çocuk ve 30 öğretmeni yeniden ziyaret etmek, benim de içim de uzunca bir süre sönen ve bir türlü tam anlamıyla yanmayan, kalbimdeki ışığın yeniden yanmasına sebep oldu. Ilk olarak 2020 de geldiğimde kendime bir söz vermiştim "oradaki kadın ve çocuklara mutlaka bir şey yapacağım" diyerek verdiğim sözü gerçekleştirmenin mutluluğu ve burada gördüklerimizin, yaşadıklarımızın üzerine hızlıca gelişen güzel projeler , yeni amaçlar için verilen sözlerin ve belki de onlar için mücadeleye devam etme bilinci, mutluluğu iliklerime kadar hissederek dönmemin nedeni. Son zamanlarda hiç bir şeyin beni böyle mutlu etmediğini düşününce...

AİDİYET !

Bild
Yaşadığım yer, topluluk, çevre, şehir ,ülke daraltıyor beni. Hele son zamanlar öyle çok dar geliyor ki, kendi içime bile sığamıyorum! Yakınlarımla, arkadaşlarımla sohbet, muhabbet yada öylesine konuşmak yok artık, çok sıradan konuşmalarmış gibi geliyor, öyle olmasa da ben öyle hissediyorum ve hemen bitse de gitsem düşünceleri kaplıyor içimi , bana çok geliyor ve sıkıyor, o ortamdan hemen gitmek istiyorum, yoruluyorum. Bu şehir, ülkeden de her fırsatta bir yerlere gitmek istiyorum yada evime ,vatanıma ... Neler oluyor , anlayamıyorum. Nereye aitim? Bir yere ait olmak istiyor muyum ? 32 senedir Hamburg `dayım, doğduğum topraklarda ! Kimileri ne güzel söylüyor “ burası evim „ burası derken yaşadığı şehri , almanya`yı söylüyor. 32 sene de aile, arkadaş, sosyal çevre, iş olarak bir çok farklı topluluklarda bulunmuş olmama rağmen, uyum, adapte ile ilgili hiç bir sorun yasamamışken, belki de yaşadım ama kuyruğu dik tuttum, yok güçlü ol, üstesinden gel düşüncesiyle, bu düşünceleri derin kuy...

Dönüşüyorum, umutla, yeni başlangıçlara,...

Bild
Farklı toplumlarda saçlar insanoğlunun hafızası, ruhumuzun yansıması olarak biliniyor, hatta kızılderili toplumunda ruhun temsil edildiğine inanılıyor. Saçlar bir bağlantı noktası,bir iletken,tabir-i caizse dünya ile iletişimi netleştiren bir anten, yogiler de dış dünya ile iletişimi kesmek,dünya ile bağlarını kopartmak ,iç dünyaya dönmek için saçlarını kazıtıyorlarmış. Aslında yediklerimizin,içtiklerimizin,düşüncelerimizin, hissettiklerimizin çıkış noktası saçlarımız. Saçlarımızın varlığı, bakımı, sağlamlığı, uzunluğu, modeli, davranışımız, hayattaki duruşumuz aynı zamanda. Ve ben de her iki sene de bir saçlarımı kısa kestirerek kendimce yenilenip,yepyeni başlangıçlara yelken açtığım inancını taşıdığım ritüelimi bu defa 4 sene gecikmeli olarak gerçekleştirmekten mutluyum. Son 4 sene de saçlarıma her zaman ki gibi önem verdim, iyi baktım ve simdi tam da ayrılmam gerektigi zamanda saçlarıma teşekkür edip bana göre ayrılması gerektiği kadarını bedenimden uzaklaştırdım. Ayrı...

48.Yaşım...

Bild
Yeni yaşımı kutluyorum bugün... Doğum günleri benim için oldukca önemlidir, kendimi bildim bileli severim doğum günlerini, benim olmasalar da… Çocukken başlamış bu alışkanlık, sevgi ve şimdilerde biz de aile boyu doğum günü kutlama geleneği... Rahmetli babaannemin ağustos sıcağında maşıngada (kuzine) yaptığı üzeri susamlı, tadına doyamadığım , yaparken o kek hamurundan doluca bir parmak yaladığım ve pişince, daha üzerinde buram buram susam kokusu tüterken, sıcacık kesip yediğimiz o doğum günü kekleri, sonrasında annemin pişirdiği keklerle kutladığım doğum günlerim... Hediye olmasa da olur, ama o pasta, kek yada şimdilerde yaş pasta mutlaka olmalı... O mum üflenecek ;-) Her sene artmasını hiç de dert etmediğim mumlar, gerçî ben uzun bir mumu yeğliyorum… Yıllar geçtikçe, gitgide artan yaşlar ve olgunlaşan, dönüşen, dünyaya, hayata daha da farklı bakan bir ben ! Büyümek, yaşlanmak demiyorum, olgunlaşmak herkesi farklı yönde etkiliyor. Beni de etkilediği gibi ve 48 yaşında ben, her ...

Bir valize sığabilen hayatlar ve umutlar...

Bild
Yine uzunca bir zaman geçmiş yazmayalı, arada günlük ve bir kaç notu kaleme almamın dışında yazmaya çok fazla ara verdiğimi hatırladım! Bilir misiniz ? Aslında kafanızın içinde dolaşan bir çok düşünce vardır, dolu dolusunuzdur, ama nasıl, nerden başlasam acaba, bugün , yarın diye ertelersiniz ya , işte tam da öyle olmuş , hiç ertelemeyi sevmesem de sanırım bu defa içimden hiç gelmedi yazmak, sonra deyip bıraktım ! Kendimi dinlemeyi , canımın istediğini yapmayı ve yapma kararını bütünlükle ,hissederek uyguluyorum artık hayatımda, sevindirici, çünkü halen dönüşüyorum ! Aylardan mayıs, mevsim ilkbahar, benim de içimde bilmediğim bir kıpırtı , heyecan , sevinç, mutluluk ama her nedense bazen de aniden oluşan hüzünle dolu, içim de bahar , bahce misali rengerank, cıvıl cıvıl, günlük güneşlik, umut dolu 😉 Ki aradaki hüznü, kara yağmur bulutlarını, fırtınayı saymazsak herşey çok güzel, o da olmazsa olmazları hayatın... Bu ara, tekrar ,tekrar , özellikle araba kullanırken , son ses dinle...