Posts

Bin Aydan Hayırlı Bir Gecede, Bir Devre Veda...İlber Ortaylı

Bild
Bin Aydan Hayırlı Bir Gecede, Bir Devre Veda... İlber Ortaylı gibi bir çınarın kaybı gerçekten tüm Türkiye ve tarih dünyası için tarif edilemez bir boşluk. Onun o kendine has üslubuyla bazen sarsan, bazen gülümseten ama her zaman düşündüren sözlerini takip eden biri olarak hissettiğim derin üzüntüyü paylaṣmak istedim. ​Bugün gönlüm iki büyük duyguyla dolu... Bir yanda bin aydan daha hayırlı olan, rahmetin sağanak gibi indiği Kadir Gecesi ’nin huzuru; diğer yanda vatanımızın yetiştirdiği büyük değerlerden, ilmiyle dünyayı aydınlatan İlber Ortaylı hocamızı kaybetmenin derin teessürü. ​Bugün sadece bir tarihçiyi değil, yaşayan bir kütüphaneyi, vatanına ve dünyaya ışık tutan dev bir çınarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyim. Kitaplarına ilk kez Lise Matematik Öğretmenimin hediyesi "Bir Ömür nasıl yaṣanır?" Kitabını okuyarak baṣladım ama o etkileyici sözleri,konuṣmaları ekranlardaki o keskin zekalı ve sarsıcı yorumlarını hayranlıkla takip ediyordum ve bugün İlber Ortaylı...

Depremin Gölgesinde: Carseae’den Bugüne Sındırgı’nın Hafızası ve Yitip Giden Hayatlar !

Bild
Sındırgı: Yerin Kalbi ve Tarihi Hafızası Sındırgı, sadece bir şehir değil; binlerce yıllık hafızası, yaşayan tarihi ve insanlarla kurduğu derin bağla dinlenen bir coğrafya. Antik çağda Carseae olarak bilinen bu topraklar, Roma’dan Osmanlı’ya, Kuvayı Milliye ruhuna kadar kesintisiz bir yaşamın tanığı oldu. Yerin damarları suyla, madenle ve ateşle doluydu; insanlar toprağın canlı olduğunu bilir, ona hükmetmeye değil, onunla yaşamaya çalışırlardı. Bugün ise Sındırgı, yavaş şehir ve doğal şehir olarak anılıyor. Ama o sakin yüzün ardında, tarihî hafızanın yükü ve günümüzün acı gerçekleri bir arada yaşıyor. Kendi Topraklarım, Kendi Hikâyem Ben de büyüdüğüm, ata topraklarım olan bu şehirde dinleniyorum. Oradaki dinginliği başka hiçbir yerde bulamıyorum. Dört kıtada, otuz ülkede, yüzlerce şehir gezmiş olmama rağmen Sındırgı, kalbimin yarısını bıraktığım yer olarak kaldı. Ve onu bugün bu hâliyle görmek acıtıyor: yıkılmış binalar, kapatılmış dükkânlar, boşaltılmış evler… İnsanlar konuşurken...

Yorulmak yolun parçası, vazgeçmemek şifasıdır.

Bild
Canım çok şey anlatmak istiyor ama… Beynim yorgun, bedenim yorgun, heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun… Konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun. Bütün yorgunluklar geçer, geçiyor… Rabbim gönlümüze yorgunluk vermesin… Bunu 3 Ocak 2020’de yazmışım. Kim bilir o günden bugüne neler yaşadım… Şimdi o kadar geriye gidip konsantre olmak zor, hatırlamak güç. Ama bu paylaşım karşıma çıkınca, bugüne kadar yaşadıklarım bir bir geçti aklımdan. Yorgunluğum taa geçmişe dayanıyor. O zaman “beden yorgunluğu” demişim. Oysa şimdi fark ediyorum ki, gönlüm de yorgunmuş; ben bunun farkında değilmişim. Yıllar içinde şunu da fark ettim: Çocukken ihtiyaç duyduğum yetişkine dönüşmüşüm. Bugünkü Tevide’ye baktığımda, “İşte” diyorum, çocukken yanımda olsaydı kendimi güvende hissedeceğim kişi bu olurdu. Yetişkin bedenimizin, çocukluk sinir sistemimizin hikâyesini taşıdığını öğrendim. Şimdilerde çok yönlü bir farkındalık içindeyim. Ama benim farkındalığım, bazen yakınlarımın ve çev...

IYILIĞİN TÜM DÜNYAYI KUŞATMASI DİLEĞİYLE ❤️

Bild
Insanoğlu hep bir hayal peşinde koşar ya, benim de bir sloganım var " hayatını hayal etme, hayellerini yaşa" bugüne değin hiç uç hayellerim olmadı,ulaşılabilecek hayallerim vardı, şükür belki çoğu hep gercekleşti.r zaman mantığı önde olan bir insandım, halen de öyleyim,en iyi, en yeni, en marka,en ,en ,en diye , diye asla takıntılarım olmadı, olamazda, karakterim buna müsade etmez.Sağlık dileğim her zaman en önde gelmiştir ve azmettiğinde, inandığında ulaşamayacağın hiç bir şey yoktur, nitekim yeteri kadarıyla, mutlu olduğum(z),isteklerimize ulaştım(k). Hamd-ü senalar olsun. Kazancının her bir kuruşunda emek varsa, bin kez daha hayırlı, daha değerli ve daha bereketlidir. Bereket de tek kelimeyle helal kazanç, ahlaki ve adaletli davranıştadır. Islama göre bu dünyada iki tane vazîfemiz var, birincisi Allah’a kulluk vazîfemiz, ikincisi Allah’ın yarattıklarına hizmet vazîfemizdir. Yani sadece bütün gün ibadet edip kulluk etmekle Allah’ın hoşuna gidemeyiz. Ancak onun yarattı...

Beni bilen iyi bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir ! Hz.Mevlana

Bild
Anlamıyor, anlayamıyor, anlam veremiyor, derinlemesine düşününce cevap da bulamıyorum. Kendimi iyi tanıyorum, yaptıklarımı, yapacaklarımı, söylediklerimi, hatta söyleyemediklerimi iyi biliyorum. Bugüne değin belki de insanları iyi tanıdığımdan, iç yüzlerini iyi bildiğimden ve eğer o altıncı hissim, uzak dur dediyse uzak durmalarım , kendimi korumaya alarak sınırlarımı çizmem ve belki bazılarına göre buz gibi bir kadın görünümünde olmam, hiç de boşuna değilmiş, şimdi çok çok daha farkındayım. Kim ne yapmış, ne almış, ne satmış, ne yemiş, ne içmiş sormam, soruşturmam... Tabiri caizse dobra da bir kadınım , rahatsız olduğum bir konu varsa hemen söylerim, tabii ki seviyeli olarak ,kırmadan ,incitmeden. Bu yaşımda kimsenin tavuğuna kış demedim, kimsenin ekmeği ile oynamadım, kimsenin yoluna değil taş, çakıl taşı koymadım, engel olmaktan ziyade, destek oldum, hele de kadın ise , çocuk ise tümden anaç bir ruhla yurd oldum. Edebim el vermez edepsizlik edene diyerek edeple kötü söz , küfür, h...

Içimde ki küçük kız çocuğu...

Bild
Üç ay olmuş yazmayalı... Tatil dönemi kısa bir gezi yorumu yazmanın harici,yine çok yazmak istemiş olsam da, hatta tabletimin şarjını hep dolu tutmama rağmen ,yazma arzusu gelmedi mi gelmiyor, nedendir?,niçindir?,bilemiyorum? Kafam da öylesine çok farklı düşünceler dolu dizgin olsa da, bazen de sosyal medyada bir yazı gördüğümde yada bir şarkı dinlediğimde, hemen kafamda yazıya dökebileceğim düşünceleri çağrıştırmış olsa da,bir çok düşünce varken bile, bir türlü düşüncelerimi, duygularımı yazıya dökemedim... Gelmedimi içimden gelmiyor,isteksizlik, tembellik,üşengeçlik, ertelemek, işte o her neyse... Ben de içim istemiyorsa vardır bir bildiği içimin diyerek, o düşünceyle içim isteyene kadar bekledim kendimi... Belki bir dönem sabah, akşam, her firsatta kafamdakilerin hepsini yazıya dökmemdendir bu isteksizlik bilinmez ... Herşey kendimizde başlıyor ve yine kendimiz de bitiyor, biliyoruz da kimi zaman ne başlatabiliyor, ne de bitirebiliyoruz... Bugün geldi içimden ve hemen yazmaya koyul...

Kendimle yüzleşmem !

Bild
Yarım asırlık bir hayata yaklaşırken, uzunca bir zamandır kendimi sorgulamalarım giderek arttı... Yaş aldıkca, 50 yaşıma ramak kalmışken, hergün artan bir sorgulama ile baş etmek hiç kolay değil. Dünyaya geldik ve dünyadan geçerken, birdenbire hızlanan bir tempoyla devam etmeye başladı, hayat, saatler, günler, aylar,seneler kovalıyor ardı ardına... Rabbim sağlıklı, huzurlu, mutlu,hayırlı bir ömür nasip etsin, yaşlılık için her daim duam, Allah akıl, beden ve ruh sağlığımızın bütününe sahip olarak yaşlanmayı nasip etsin.(AMİN ) Yaşadıklarıma dair nedenler, niçinler, sebepler arayışına girip, çıkıp duruyorum son zamanlarda... Belki bu yaşları tecrübe edenlerde de olmuştur. Bilmiyorum? Ben uzunca bir zamandır cevap arayışındayım. Kendimi tanıyamamaya başladım. Nerde herşeye olumlu bakan ben? Anı yaşamaya gayret eden ben? Gülümseyen, mutlu olmaya çalışan , herhangi bir sorunda " ne var ki bunda diyerek, her olaya iyi bakan , şükreden, ufak problemleri görmezden gelen ,büyük sorunlar...