Posts

Bükülen Beden, Uyanan Ruh: Kendi Hakikatine Yürüyen Ruhumun 51. Yaş dileği...

Bild
Simone de Beauvoir, "Kadın doğulmaz, kadın olunur," derken sadece toplumsal bir rolü değil; sancılı, gururlu ve dürüst bir varoluş mücadelesini kastediyordu. Ben de bu söze küçük bir ek yapıyorum: "Kendin doğulmaz, kendin olunur..." Kendini aramak, kaybolmuş bir şeyi bulmak değilmiş meğer; her gün biraz daha bilinçli bir şekilde kendini yeniden inşa etmekmiş. ​İnsanın omurgası, topraktan göğe uzanan o dimdik duruşuyla varoluşun "Elif"idir. Ancak yaşamın ağır sorumlulukları, başkalarıyla kıyaslanmanın getirdiği içsel kırılmalar ve sahte beklentiler ruhun üzerine bir dağ gibi çöktüğünde; o Elif eğrilir, bir arayışın ve yükün sembolü olan "Vav"a dönüşür. Beden, ruhun hizasını kaybettiği bu eşikte kendi gizli alfabesiyle konuşmaya başlar. Çoğu zaman bu bükülüş, fırtınalı denizlerden geçmekten korkan içimdeki o saklı kız çocuğunun sessiz çığlığıydı. Dışarıdan bakıldığında dik başlı, gururlu ve sarsılmaz bir duruş sergilesem de; içeride bi...

Denizin Dibindeki Mercan gibi 35 Yıllık Yol Arkadaşlığımız...

Bild
Bazen hayat, kelimelerin yükünü taşıyamayacağı kadar hızlı akıyor. Son zamanlarda o kadar çok şey birikti ki içimde; resimler, hatıralar, cümleye dökülmeyi bekleyen anlar… Ama hepsinin ötesinde, takvimlerin durup bana derin bir nefes aldırdığı bir dönüm noktasındayım. Şimdilerde memleketimin o huzurlu, dingin kucağında, yani kendi maneviyat üçgenimdeyim. Zihnimin ve ruhumun sakinleştiği bu yerde, hayatımın en uzun, en derin hikayesine dönüp bakma fırsatı buluyorum. ​Dile kolay; tam 35 yıl… 27.07.1991 - 27.07.2026  ​16 yaşında henüz dünyayı yeni tanımaya çalışan bir kız çocuğuydum elini tuttuğumda. Sen ise 19'unda, hayatın eşiğinde bir delikanlı… Biz sadece evlenmedik; biz çocukluğumuzu, gençliğimizi, heveslerimizi ve hayallerimizi birleştirip birlikte büyüdük. Birlikte olgunlaştık, birlikte güçlendik. ​Almanların 35. evlilik yıldönümüne "Korallenhochzeit" (Mercan Evlilik Yıldönümü) ya da "Leinwand" (Tuval) demeleri ne kadar manidar… ​Mercan, denizin o kar...

Bin Aydan Hayırlı Bir Gecede, Bir Devre Veda...İlber Ortaylı

Bild
Bin Aydan Hayırlı Bir Gecede, Bir Devre Veda... İlber Ortaylı gibi bir çınarın kaybı gerçekten tüm Türkiye ve tarih dünyası için tarif edilemez bir boşluk. Onun o kendine has üslubuyla bazen sarsan, bazen gülümseten ama her zaman düşündüren sözlerini takip eden biri olarak hissettiğim derin üzüntüyü paylaṣmak istedim. ​Bugün gönlüm iki büyük duyguyla dolu... Bir yanda bin aydan daha hayırlı olan, rahmetin sağanak gibi indiği Kadir Gecesi ’nin huzuru; diğer yanda vatanımızın yetiştirdiği büyük değerlerden, ilmiyle dünyayı aydınlatan İlber Ortaylı hocamızı kaybetmenin derin teessürü. ​Bugün sadece bir tarihçiyi değil, yaşayan bir kütüphaneyi, vatanına ve dünyaya ışık tutan dev bir çınarı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyim. Kitaplarına ilk kez Lise Matematik Öğretmenimin hediyesi "Bir Ömür nasıl yaṣanır?" Kitabını okuyarak baṣladım ama o etkileyici sözleri,konuṣmaları ekranlardaki o keskin zekalı ve sarsıcı yorumlarını hayranlıkla takip ediyordum ve bugün İlber Ortaylı...

Depremin Gölgesinde: Carseae’den Bugüne Sındırgı’nın Hafızası ve Yitip Giden Hayatlar !

Bild
Sındırgı: Yerin Kalbi ve Tarihi Hafızası Sındırgı, sadece bir şehir değil; binlerce yıllık hafızası, yaşayan tarihi ve insanlarla kurduğu derin bağla dinlenen bir coğrafya. Antik çağda Carseae olarak bilinen bu topraklar, Roma’dan Osmanlı’ya, Kuvayı Milliye ruhuna kadar kesintisiz bir yaşamın tanığı oldu. Yerin damarları suyla, madenle ve ateşle doluydu; insanlar toprağın canlı olduğunu bilir, ona hükmetmeye değil, onunla yaşamaya çalışırlardı. Bugün ise Sındırgı, yavaş şehir ve doğal şehir olarak anılıyor. Ama o sakin yüzün ardında, tarihî hafızanın yükü ve günümüzün acı gerçekleri bir arada yaşıyor. Kendi Topraklarım, Kendi Hikâyem Ben de büyüdüğüm, ata topraklarım olan bu şehirde dinleniyorum. Oradaki dinginliği başka hiçbir yerde bulamıyorum. Dört kıtada, otuz ülkede, yüzlerce şehir gezmiş olmama rağmen Sındırgı, kalbimin yarısını bıraktığım yer olarak kaldı. Ve onu bugün bu hâliyle görmek acıtıyor: yıkılmış binalar, kapatılmış dükkânlar, boşaltılmış evler… İnsanlar konuşurken...

Yorulmak yolun parçası, vazgeçmemek şifasıdır.

Bild
Canım çok şey anlatmak istiyor ama… Beynim yorgun, bedenim yorgun, heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun… Konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun. Bütün yorgunluklar geçer, geçiyor… Rabbim gönlümüze yorgunluk vermesin… Bunu 3 Ocak 2020’de yazmışım. Kim bilir o günden bugüne neler yaşadım… Şimdi o kadar geriye gidip konsantre olmak zor, hatırlamak güç. Ama bu paylaşım karşıma çıkınca, bugüne kadar yaşadıklarım bir bir geçti aklımdan. Yorgunluğum taa geçmişe dayanıyor. O zaman “beden yorgunluğu” demişim. Oysa şimdi fark ediyorum ki, gönlüm de yorgunmuş; ben bunun farkında değilmişim. Yıllar içinde şunu da fark ettim: Çocukken ihtiyaç duyduğum yetişkine dönüşmüşüm. Bugünkü Tevide’ye baktığımda, “İşte” diyorum, çocukken yanımda olsaydı kendimi güvende hissedeceğim kişi bu olurdu. Yetişkin bedenimizin, çocukluk sinir sistemimizin hikâyesini taşıdığını öğrendim. Şimdilerde çok yönlü bir farkındalık içindeyim. Ama benim farkındalığım, bazen yakınlarımın ve çev...

IYILIĞİN TÜM DÜNYAYI KUŞATMASI DİLEĞİYLE ❤️

Bild
Insanoğlu hep bir hayal peşinde koşar ya, benim de bir sloganım var " hayatını hayal etme, hayellerini yaşa" bugüne değin hiç uç hayellerim olmadı,ulaşılabilecek hayallerim vardı, şükür belki çoğu hep gercekleşti.r zaman mantığı önde olan bir insandım, halen de öyleyim,en iyi, en yeni, en marka,en ,en ,en diye , diye asla takıntılarım olmadı, olamazda, karakterim buna müsade etmez.Sağlık dileğim her zaman en önde gelmiştir ve azmettiğinde, inandığında ulaşamayacağın hiç bir şey yoktur, nitekim yeteri kadarıyla, mutlu olduğum(z),isteklerimize ulaştım(k). Hamd-ü senalar olsun. Kazancının her bir kuruşunda emek varsa, bin kez daha hayırlı, daha değerli ve daha bereketlidir. Bereket de tek kelimeyle helal kazanç, ahlaki ve adaletli davranıştadır. Islama göre bu dünyada iki tane vazîfemiz var, birincisi Allah’a kulluk vazîfemiz, ikincisi Allah’ın yarattıklarına hizmet vazîfemizdir. Yani sadece bütün gün ibadet edip kulluk etmekle Allah’ın hoşuna gidemeyiz. Ancak onun yarattı...

Beni bilen iyi bilir, bilmeyen de kendi gibi bilir ! Hz.Mevlana

Bild
Anlamıyor, anlayamıyor, anlam veremiyor, derinlemesine düşününce cevap da bulamıyorum. Kendimi iyi tanıyorum, yaptıklarımı, yapacaklarımı, söylediklerimi, hatta söyleyemediklerimi iyi biliyorum. Bugüne değin belki de insanları iyi tanıdığımdan, iç yüzlerini iyi bildiğimden ve eğer o altıncı hissim, uzak dur dediyse uzak durmalarım , kendimi korumaya alarak sınırlarımı çizmem ve belki bazılarına göre buz gibi bir kadın görünümünde olmam, hiç de boşuna değilmiş, şimdi çok çok daha farkındayım. Kim ne yapmış, ne almış, ne satmış, ne yemiş, ne içmiş sormam, soruşturmam... Tabiri caizse dobra da bir kadınım , rahatsız olduğum bir konu varsa hemen söylerim, tabii ki seviyeli olarak ,kırmadan ,incitmeden. Bu yaşımda kimsenin tavuğuna kış demedim, kimsenin ekmeği ile oynamadım, kimsenin yoluna değil taş, çakıl taşı koymadım, engel olmaktan ziyade, destek oldum, hele de kadın ise , çocuk ise tümden anaç bir ruhla yurd oldum. Edebim el vermez edepsizlik edene diyerek edeple kötü söz , küfür, h...